Bir fiyaskonun anatomisi: olmayan facebook

By | February 6, 2011

Sevgili dostlar, değerli takipçilerim. Bazen, insanların hayatlarında öyle anlar olurki, fiyaskonun veya başarının en alasını yaşar. İşte, böyle bir anımı (hayatımdaki en büyük fiyasko) sizlerle paylaşmak istiyorum.

Şu an facebook, 500 milyondan fazla üyesi var ve bu yazıyı okuyan büyük bir çoğunlukta üyedir. En son olarak “The Social Networks” filmi ile facebook’un hikayesi anlatıldı. 2003 yılında,Harvard Universitesinde, bilgisayar bölümünde okuyan uslanmaz çocuk Mark, (iddialara göre) kız arkadaşından ayrılır ve o sinirle birşeyler yazar ve tüm kız öğrencileri karşılaştıran facemash programını yazar. Tüm okulda çok hızlı bir şekilde yayılır. Zaman içinde, bunu geliştirip bugünkü facebook haline gelir.

İşte, benim hikayemde tamda bununla paralel. Sene 2001 üniversiteye başladığımda bir sene ingilizce hazırlık okudum ve 2002 yılında bölüme başladım. Yıllardır en büyük hayalim olana ulaşmıştım. İlk defa bilgisayarla tanışmış olmaya aldırmadan(20 yaşlar), içimdeki heyecan ve azimle çalışmaya başladım. Bir taraftan dersleri idare etmeye çalışırken(normalde, ders konusunda tembel birisiyim), bir taraftanda hedefim olan iyi bir programcı olmaya çalışıyordum. Bir sene sonunda, çok ileri düzeyde olmasada hedefimden daha ileri bir noktadaydım. 2003 yılında, yani 2. Sınıfta artık heyecanım daha da artmıştı. Günceliteyi takip edip, son trend programlarrı takip ediyor, diğer yandan da pratiğimi geliştirmeye çalışıyordum. Bunlardan biride Php ile web programlama idi. Küçük çaplı programlar yazabiliyor diğer taraftan da bir tane web sitesi yapmıştık. Bütün yaptığımız programları burdan deneyebiliyorduk.

Bütün bunların ortasında, olayların akış yönünü değiştiren küçük bir gelişme yaşandı. (Mark’ın kız arkadaşından ayrılmasıyla başlamıştı onun olayları). Birgün, bir arkadaşım istekle karışık bir iddiada bulundu. Okulda, hoşlandığı kızın fotoğrafını istiyordu. Bir şekilde, bir fotoğraf bulabilirmiyiz derken, bende “Okulun sitesinde bulunan öğrenci bilgi sisteminden bir şekilde alırım” dedim. Aslında, pekte emin olamadığım bir konu idi ama söylemiştim bir kere. Çocuk buna inanmadı ve iddiaya girdik. İddaya göre, ben öğrenci bilgi sistemi üzerinden kızın bilgilerine ulaşacak ve tabii fotoğrafınıda alacaktım. Başladım araştırmaya. Bu süreçte web uzmanı, gerçek bir geek olan değerli dostum Cihan Kaya’dan çeşitli pratik ipuçları aldım ve bir diğer arkadaşım Fırat Silinir’in desteği ile sistemde bazı açıklar keşfettik. Bir süre sonra, her öğrencinin bilgilerine ulaşabilir durumdaydık. Kişisel bilgileri, not bilgileri, mesajları vs kısaca herşey..Bir süre sonra, bunu web sitemizde, uygun bir şekilde yaymaya karar verdim. Ama sadece fotoğrafları. Yazdığımız program ile, isterse teker teker, ister belli sayıda isterlerse tüm öğrencilerin fotolarını indirebilirlerdi. Yaptığımız sayfa çok kısa sürede okulda hızla yayıldı.

O üç hayalperest, yine bir proje değerlendirme toplantısında :)O üç hayalperest, yine bir proje değerlendirme toplantısında(Soldan sağa: Mahsum, Cihan, Fırat)

Tam bu kavşak noktasında büyük bir hata yaptım. Her ne kadar o zamanlar sosyal medya kavramına çok aşina olmasamda, insanların dating/flört harici sosyal sitelere talep olacağı ve bunların ilerleyeceğine dair bir kanı vardı içimde(o zamanlar hi5 çok tutuluyordu ama bazı konularda yetersizdi). LAKİN, çevremizde doğru dürüst danışacak kimsenin olmamasından ve özellikle insanların kösteksel fikirleri yüzünden hayatımda ilk defa ciddi bir şekilde, çok inandığım şeye sırtt çevirdim. O sürede, her ne kadar tekrar bazı şeyleri yapmaya çalıştıysakta bir daha o konu ile ilgili olarak bazı şeyleri toparlayamadık. (bu arada, okul bir şekilde açıkların farkına vardı ve sistemi çok ciddi birşekilde değiştirdi ve (o zamanlar için) iyi bir güvenli sistem oluşturdu).

Yıllar sonra geriye baktığımda, acaba o gün bazı şeyleri daha iyi kovalayıp dahada geliştirebilseydim ve daha da önemlisi hiçbir zaman insanların kösteksel konuşmalarını kafaya takmayan ben, o gün yine o insanlara rest çekebilseydim acaba bazı şeyler değişirmiydi onu düşünüyorum. Bunların cevabını hiçbir zaman bilemeyiz. Ama önemli olan ders çıkarabilmektir. İnsanların üstüne üstüne geldiği noktada aslında ne kadar doğru yolda olduğunu anladım. Yaptığımız şey eğer ki insanlar tarafından saçma görünüyorsa, inatla üstüne gideceksiniz. Millet için olmasa bile en azından insan bunu KENDİSİ için yapabilmeli. Ve, uzun bir süre boyunca kimse fikrini anlamasada sonuna kadar sabredince neler yapabileceğinide birkez daha görmüş olduk..

Dün hayal olanlar bugün gerçek olmadı mı? 🙂

One thought on “Bir fiyaskonun anatomisi: olmayan facebook

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*