Hakkımda

Maholi Destanı*

Yeşilçam tabiri ile, Anadolu’nun uzak ve ücra bir köşesinde, şirin bir sınır şehrinde dünyaya geldim. Doğum günüm ile ilgili çeşitli rivayetler olmakla beraber, anneme ne zaman sorsam “hacılar hacca gitmeye başladığı zamanın eylül vaktinde” olduğunu söyleyip durdu. Netice itibarı ile, nüfus memuru şubat ayına karar kıldı. Yaşadığım şehrin sınırda olması sebebi ile, hayatımın devamında önemli bir etkisi oldu. İlkokul, ortaokul ve liseyi bu sınır şehrinde yani Nusaybin’de tamamladım. İlkokulda bize 5 senesini ayıran sevgili öğretmenim Seyfettin Yalçın’ın hayatımdaki yeri apayrıdır. Gelecekte yaşadığım  ve yaşayacağım tüm başarılar onun eseridir. Çünkü, Fen ve Matematiğe olan ilgimi ilk baştan beri keşfetmişti ve bu alanda hep gelişmemi sağladı. Aynı şekilde resim, müzik gibi sanatsal konularda da hiç yıldızım parlamadı ama asla bu konuda kötülemedi beni. Sırf ilkokulda yaptığımız deneyleri ömrümün geri kalan eğitim hayatı boyunca yüzde 10’unu bile yapmadık. Mezun olduğumuz sene, girdiğimiz Anadolu liseleri, ortaokul bölümleri sınavında ilçede dört kişi kazandık ve bunlardan ikisi Seyfettin hocanın sınıfında(ben ve başka bir arkadaş), diğer ikiside farklı iki okuldan kişilerdi. O zamanlar en büyük hayalim, iyi bir elektronikçi veya pilot olmak idi. Ama, onlar olmasa bile hep teknoloji ile ilgili birşeyler yapmak istemişliğim vardı.

Sonra geldik ortaokul denen yere. Ortaokul dönemi, hayatımın adeta fetret dönemi gibi oldu. Hocalarla iletişim kuramama(tek hocadan çok hocaya geçiş sendromu :( ) yaşadığım en büyük sıkıntı oldu. Ama, hiçbiri yaşadığım resim dersi faciası gibi olmadı. Üç seneye yakın bir süre boyunca, her resim dersinde resim hocası (Kıvırcık saçlı, 25 yaşlarında kadın bir hoca) bana laf attı, fırça attı, hakaret etti. Kaldı ki, ne o güne kadar, nede o günden sonra kimse eğitim hayatımda en ufak birşey dememişti ve demedide. Yaşadığım bu resim felaketi, ömrümün uzun bir döneminde karanlık bir nokta gibi kaldı. Onun yüzünden renklerden, şekillerden, estetikten ve güzelliğe dair herşeyden nefret ettim. Yaşadığım en trajik olay ise, orta ikinci sınıfta(sene 95/96′lı yıllar), okulun ilk haftasında yaptığımız, orman konulu ders oldu. Yağmuru, ağlayan bir bulut tasviri yaptığım ve altında ağaç kesen bir adam olan resim yüzümden, hoca beni tahtada hakarete boğdu ve hayatımda ilk defa bir anlığına okuldan nefret ettim ve ağlayacak duruma geldim. Ama, yıllar sonra(2006 yılında) o çizdiğim resmin yüde 90 benzeri bir karikatür, orman konulu ulusal bir yarışmada birincilik elde etti :)

Lise hayatı biraz daha sade geçti. Ne iyi ne kötü.  Buraya ait en güzel olayım, Analitik Geometri oldu. O zamana kadar tek boyutlu gördüğümüz dünyayı analitik dersi sayesinde gerçek anlamda çok boyutlu düşünmeye başladım.(ve işin yine trajik tarafı, hayatımda düşünce şeklimi ciddi bir şekilde değiştiren ve gelişmeme katkı sağlayan bu dersten ortaöğretim hayatımın ilk ve tek zayıfını aldım :) ).. Lise yıllarında, o zaman kafama koydum, dünyayı dolaşmak ve bir şekilde teknoloji ile ilgili bir şeyler okumak. Lakin, hiçbir zaman ders çalışmak gibi bir alışkanlığım olmadı. Dönem ortasında sadece birkaç gün çalışmam genelde bütün dönemi kurtarmama yeterli oluyordu.. :) Nedense, en büyük düşüncem, (Türkiye’deki mevcut eğitim sisteminde)okul notunun gereksiz olduğunu asıl notu hayatın kendisinin verdiğini savunurdum :) bundan dolayı, hiçbir zaman ne aldığım düşük notlara üzüldüm, nede yüksek notlara sevindim. Hiçbir zamanda not hesabı yapmadım ve not muhabbetinede katılmadım..

Ve derken, sene 2000, ayrılık vakti geldi çattı. Çocukluğumun ve erken dönem gençliğimin şehrinden ayrıldım, geldik İstanbullara.. Bu koca şehir beni boğuyordu ve ilk defa ciddi kimlik çatışmaları yaşadım. Yeni ve farklı ortamlar, hayatlar. Ama, bu macera kısa sürdü, çünkü Kıbrıs’ta bir üniversiteyi  kazanmıştım. Yine, yollara düştüm ve bir ada hikayesi başladı böylece.

Tam altı sene, dile kolay altı sene. KKTC’de YDÜ’de geçti gençliğim :) hayatımdaki ilk hayalime kavuşmanın mutluluğunu yaşıyordum. Bilgisayar Mühendisliği okuyacaktım. Ama, olaylar hiçte tahmin ettiğim doğrultuda gelişmedi ve sancılı/sıkıntılı bir süreç geçirdim. Ama tüm o sıkıntılar hayatımın geri kalanında hep bir adım önde olmamı sağladı. Okul zamanında, başta open-source olmak üzere ,sistem programlama ve çeşitli alanlara yöneldim. En sonunda PHP’yi öğrenmeye kara verdim ve böylece Linux/Apache/MySql/Php maceram başladı. Bu seri, teknik hayatımda kendime yaptığım en büyük yatırım oldu çünkü, bunların sayesinde karşıma çıkan birsürü problemi hep bu sayede atlattım. Okulda, arkadaşlarımızla yaptığımız en büyük tartışmalardan biri, Asp mi-Php mi? tartışması oldu :) o zamanlar, mezuniyet sonrasında hedef olarak Telekom sektöründe çalışmayı  belirledim. Ancak, gelin görünkü gerek arkadaşlarım çoğu, gereksede hocalarım –sadece Okan Donangil hocam haricinde- değil Telekomda çalışmak, T sini bile göremeyeceği, dahası okulu bitiremeyeceğimi okulu bitirsem bile kimsenin bana iş vermeyeceğini söylüyorlardı. Öyle ya, onlara göre hayat, okul notundan ibaretti.

Okul bitti, ve asıl İstanbul macerası yeni başladı. Birkaç aylık iş arama sürecinden sonra, ikinci hayalimi gerçekleştirdim(bir taşla iki kuş). Telekom sektöründe Test Uzmanı olarak. :) ilk başta ben bile inanamamıştım ama olmuştu gerçekten. Bir zamanlar, ulaşılmaz gözüken o telekom ve operatör işlerinin tam ortasında buldum kendimi. Üç sene gibi bir sürede, üç GSM operatörü, ana operatör ve yurtdşında bir operatorde çalışma fırsatı yakaladım. Çeşitli insanlarla ve kurumlarla tanıştım. On sene sonrası için koyduğum hedeflerime bu sürede ulaşmıştım. Tabii ki, bunlar durmama sebep olmadı. Asıl bundan sonrası önemli idi.

Uzun bir zaman sürecinde açılmayacağını düşündüğüm “Yeni Medya” bölümü, yüksek lisans olarak açıldı. Hiç kabul edilmeyeceğimi düşünürekten, ön kaydı yaptıktan sonra hiç bakmadım bile. Taaki, birkaç gün sonra beni okuldan arayana kadar. Mülakata davet ettiler. Bende, içimde hiçbir umut olmadan gittim mülakat yaptım. Ve akşam, mail ile bildirdiler kabul edildiğimi. Böylece, Türkiye’de akademik anlamda Yeni Medya’nın ilk kayıt yapan öğrencisi oldum.. 2009.XX.XX.001 :)

Şu an ev-iş-okul arasında mekik dokuyorum ve dengeyi sağlamaya çalışıyorum. Kitap en büyük hobimdir. Sosyal medyayı elimden geldiğince aktif bir şekilde kullanmaya çalışırım. Yazılım Test işinde çalışmaya devam ediyorum.

(* Başlığa isim veren sevgili İhsan Öğüt arkadaşıma teşekkürleri bir borç bilirim!!!)

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>